• OKAN MÜDERRİSOĞLU son köşe yazısı

    Amerikalılar Amerikancılar Bizler...

    Amerikalılar Amerikancılar Bizler...

    Tarih, 6 Eylül 2019. Yer, Como Gölü/ İtalya. Program, Avrupa Evi Toplantısı...
    Birbirinden ilginç oturumlara sahne olan 45. Ambrosetti Forumu'nun en dikkat çekici katılımcılarından biri de CIA eski Direktörü, emekli general David Petraeus'tu.
    Forumda Türkiye adına konuşma yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'la sohbet imkanı da bulmuş ve konuyu S 400'lere getirmişti.
    Bir NATO üyesi olan Türkiye'nin, Rusya'dan stratejik savunma sistemi tedarik etmesini aklının almadığını, buna inanamadığını vurgulamış ve Ankara'nın vazgeçirilmesi gerektiğini söylemişti. Tabii ki kendisine, "O iş bitti" cevabı da verilmişti.
    O gün orada Petraeus aslında derin Amerika'nın hislerine tercüman olmuştu.
    İşte o müesses nizam Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın bugün başlayacak ABD ziyaretinin içini boşaltmak adına yine iş başında görünüyor.
    Türkiye'nin, Washington'da şu veya bu şekilde mesafe alabildiği isim Başkan Trump olduğu için Erdoğan'ın, Başkan'a gerçekleri anlatması, onu ikna etmesi istenmiyor!

    ***

    Öte yandan...
    Bu sıralar Türkiye dosyası Amerikan iç politikası açısından da çok taraflı koza dönüştürülüyor!
    2020 yılındaki başkanlık seçimleri, Trump'ı azil süreci derken, ABD başkentinde ağırlık kazanmak isteyen her türlü aktör, ana ajandasını gizleyerek Türkiye bağlantılı bir senaryoyu sahneleyebiliyor. Kongre'nin her iki kanadındaki Türkiye aleyhtarlığı, Başkan Trump'ın olumlu kararlarına karşı kullanılabiliyor.
    Yani Trump'ın, Ankara ile ilişkileri normalleştirme girişimleri sekteye uğratılabiliyor.
    İronik biçimde Trump da içerideki baskıyı azaltmak için dün olumlu sinyaller verdiği Türkiye'ye ertesi gün tehdit içerikli mesajlar gönderebiliyor. Haliyle Türkiye, ABD Başkanlık Sistemi'nin hem yönetim hem de yasama kanadının sarkacında tutuluyor.
    Ve maalesef, ABD ile tarihi bağları koruma adına Ankara'daki kimi kritik aktörler de "Aman onları ürkütmeyelim!" sendromuna kapılıveriyor.
    Evet, ABD büyük bir devlet ve her türlü gücü kullanma kapasitesine sahip. Ancak o güce abanmanın da bir maliyeti söz konusu.
    Ki hiçbir ABD yönetimi Türkiye'yi feda etmeyi dün olduğu gibi bugün de göze alamıyor.
    Kaldı ki geleneksel Amerikan tarzı, hedef ülkeyi yörüngede tutmayı, ülkeyi yönetenleri örselemeyi esas alır. Bu yöntem, milletinden hatırı sayılır destek alan liderler için işlemediğinden bugünkü ABD yönetimi, Türkiye'ye bakışında depresif duygular yaşıyor!

    ***

    Halihazırda, Türk-Amerikan ilişkilerini zehirleyen pekçok husus varken kapatılmış S 400 paketinin yeniden açılmak istenmesi, bu amaçla Erdoğan'ın ABD ziyareti başlamadan harekete geçilmesi başlı başına soru işareti.
    Türkiye Cumhurbaşkanı'nın sözünü sakınmayan karakteri bilindiği için hassas konulara girmeden önce S 400 üzerinden ikili görüşmenin şekillendirilmek istenmesi bile Erdoğan'ın müzakeredeki atak pozisyonunun kesilmesi çabasına işaret ediyor.
    Ve üzülerek belirteyim ki S 400'ler için "Aralık'ta aktive etmeyelim", "Tam kapasite çalışması için bekleyelim" anlayışı da içimizde taraftar bulabiliyor.
    "S 400'leri depoda kilitli tutun, Ruslardan yeni silah sistemleri almayacağınızı taahhüt edin, karşılığında F 35 projesine dönüşünüzü sağlayalım" diyen Amerikalılar, Ankara'da bu fikre yakın müttefikleri olduğunu da muhtemelen hesaba katıyorlar!