• MEHMET BARLAS son köşe yazısı

    Hepimiz o anda Elazığlı olduğumuzu hissetmedik mi?

    Hepimiz o anda Elazığlı olduğumuzu hissetmedik mi?

    Elazığ depremi, bize yeniden bir millet olduğumuzu hatırlattı... Sınıf, parti, servet farkı o anda devre dışıydı. Hepimizin kalbi Elazığ'daki insanlarımız için çarpıyordu. Hepimiz nefeslerimizi tutmuş, sanki enkaz altından gelecek sesleri duymaya çalışıyor gibiydik.

    İstanbul'un yarını
    Bu gibi felaketler sade toplumdaki dayanışma ve acıları paylaşma duygularını açığa çıkarmaz. Aynı zamanda gelecekteki benzer felaketlere ne kadar hazırlıklı olduğumuzu düşünme fırsatı da yaratır. Örneğin İstanbul'da her an beklenilen o depreme karşı ne tür hazırlıklar yaptığımızı da düşünürüz.

    Yatak sayısı
    Örneğin Elazığ'daki depremde yaralı olarak enkazdan kurtarılan ve hastanelere götürülen insan sayısı, 1000 civarındaydı. Düşünün ki İstanbul'daki bütün hastanelerdeki toplam yatak sayısı 40 bin civarında... Yani İstanbul'u vuracak bir depremdeki yaralıların sayısı, ölçüleri zorlayan boyutlarda gelirse, çaresizliğin çapı hayal edilemez.

    Hazırlıklı olmak
    Demek istediğim şu... İstanbul'un Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da, ilçe belediye başkanları da, beklenilen deprem için kenti hazırlamalıdırlar. Şu anda onları bekleyen en önemli görev budur. Elazığ depremine ilişkin gelişmeleri televizyonlardan izlerken, kendilerini o bölgenin yerel yöneticilerinin yerlerine koymalı ve sorumluluklarının çapını o şekilde hissetmelidirler.

    Virüs saldırısı
    Bu arada sade bizi değil tüm dünyayı tehdit eden Çin kaynaklı virüs saldırısına karşı önlem almayı da ihmal etmemeliyiz. Bu önlemleri kamu zaten alıyor. Ama bizler de bireyler olarak, olaya seyirci kalmamalıyız. Kendimizi ve aile fertlerimizi korumayı bilmeliyiz.
    Kısacası 2020 yılı zorlu geçeceğe benziyor.